Kolajen Nedir?

Kolajen, cilt ve vücut bütünlüğünü koruyan bir protein türüdür. Proteinler, vücuttaki tüm hücrelerin oluşturulmasında ve onarımında kullanılan organik bir bileşiktir. Protein blokları birleşerek kas, kemik, kıkırdak, lif, eklem ve cilt gibi vücut yapılarını oluştururlar. Vücudumuzdaki tüm proteinlerin %30’u ve cildimizdeki proteinlerin %80’i kolajenden oluşur. Kolajen; cildin, saçların ve tırnakların yenilenmesinin yanı sıra sağlıklı ve güçlü olmasından da sorumludur. Yaşlanmanın etkisi ile azalan kolajen üretimi, ciltte sarkmalara, kırışıklıklara, güneş lekelerine, cildin incelmesine, tırnakların zayıflamasına, saçların güçsüzleşmesine ve dökülmesine neden olur.

 

Yaşlanmanın dışında diğer yaşam tarzı faktörler de (şeker içeriği yüksek beslenme, sigara, uykusuzluk, stres ve yüksek miktarda güneşe maruz kalma vb.) kolajen düzeyinin azalmasına neden olur.

 

Kolajen Tipleri Nelerdir?

İnsan vücudunda en az 19 farklı kolajen çeşidi vardır. Vücudumuzda en sık görülen çeşitleri tip 1, tip 2, tip 3 ve tip 4’dür. Bununla birlikte, kolajenin büyük bir çoğunluğu (yüzde 80 ile yüzde 90 arasında) Tip 1, 2 ve 3’den oluşur.

Tip I: Vücudumuzda en fazla miktarda bulunan kolajen çeşidi olan Tip 1 kolajen; kemikleri güçlendirir, cilt elastikiyetini arttırır, doku onarımını destekleyerek yaraların daha çabuk iyileşmesini sağlar.
Tip II: Eklem kıkırdaklarını oluşturan kolajenin %60’ı tip 2 kolajenden meydana gelir. Bağ dokularındaki kıkırdak oluşumuna yardımcı olan tip 2 kolajen eklem sağlığını gözetir. Yaşa bağlı eklem ağrıları ve çeşitli artrit semptomları ile başa çıkmada faydalıdır.
Tip III: Organlarımızı ve cildimizi oluşturan hücrelerin dış matriksini oluşturan ana bileşenlerden biridir. Organların, kasların, kalbin, damarların ve kan dokusunun oluşumuna destek verir. En önemlisi de cildin esneklik ve sıkılık kazanmasında rol oynar.

 

Kolajen ve Hidrolize Kolajen Arasındaki  Fark Nedir?

Kolajen yapı, “kollajenaz enzimi” tarafından parçalanarak hidrolize kolajen meydana gelir. Hidrolize kolajen, daha küçük molekül yapısına sahip olduğundan için midede kolaylıkla sindirilerek bağırsaklar tarafından emilir ve kana karışarak cilde daha etkili nüfuz eder.